0

Medya Kuruluşlarında Sosyal Ağ Kullanımı

Çalıştığım şirket için bir rapor hazırlamam gerekti. Bu raporu aynı zamanda sizlerle de paylaşmak istedim. Herkesin bildiği şeyler fakat yinede okumak istersiniz diye düşündüm. Tamamen kendi tecrübelerim ile yazdım her hangi bir araştırma yapmadım. Büyük ihtimalle bazı kavramsal veya tarihsel eksiklikler vardır yorumlar ile düzeltirseniz sevinirim.

MEDYA KURULUŞLARINDA SOSYAL AĞ KULLANIMI

İster yazılı,ister görsel ister işitsel olsun, yayıncılık yapan kuruluşların sosyal medya ağlarını aktif olarak kullanması gerekir. Sosyal medya ağlarını oluşturan platform internettir. Bunun öncesinde yayıncılık yapan şirketler telefon/fax/mektup gibi imkanları kullanmakta idi.

Sosyal medya kavramı son zamanlarda hemen her yerde her kitlenin kullandığı twitter/facebook gibi internet yazılımlarına verilen isimdir.

90'lı yıllarda irc (internet relay chat) ve Microsoft'un MSN uygulamaları ile insanlar E-Posta dışında anlık iletişimler kurabilmeyi keşfettiler. Buna bağlı olarak zaman ile üyelik sistemleri olan forumlar gelişti. Hemen her konuda bu forumlarda paylaşımlar yapıldı.

Gelişen arkadaşlık siteleri sadece çöpçatanlık hizmeti vermekte idi. Bunu genel anlamda bir hayat paylaşımına çeviren sistemn Facebook oldu. (The Social Network filmi süreci ayrıntıları ile ele almıştır.) Facebook amaç olarak fotoğraf,müzik,video gibi uygulamaları paylaşmak adına geliştirilmişti. irc/msn/forum gibi yazılımların birden bire önüne geçti. Çünkü insanlar hızlı bir şekilde aradıklarını bulabiliyor ve bir anda tüm çevreleri ile paylaşabiliyorlardı. Buna bir nevi imkan sağlayan hızla gelişen arama motoru Google'de oldu. Google Youtube servisi ile sosyal paylaşım sitelerine büyük imkanlar sağladı.

Bunlardan faydalanma amacı güden medya şirketleri, basit facebook sayfaları ile platformlarda yer almaya başladılar. Şirket isimleri ile Ya da yayına verilen programların isimleri ile açılan sayfalar fan kitleleri bir araya toplama amacı ile kuruldu.

Bu süreç sadece medya değil bir çok şirket içinde bir alternatif oldu. Çünkü herkes kişisel bir web sayfası açmaktansa sosyal ağlarda sayfa açmanın daha mantıklı ve maliyetsiz olduğunu düşünmeye başladı.
Önceleri bir sosyal paylaşım sitesinin ismini vererek kitle toplamak reklam yapmak gibi görüldü ise de zamanla herkes bu kavrama alıştı.

Facebook'a rakip değil ama en az onun kadar ilginç bir paylaşım yazılımı olan Twitter bundan 7 yıl önce hayata geçti. Türkiye'de dil desteği olmadığı için uzun süre Türk vatandaşı bu sistemi kullanmadı. Ve akıllarda aynı soru vardı Facebook'dan farkı ne ki Twitter'in?
Türkçe dil desteğinin de gelmesi ile insanlar Twitteri denemeye başladılar ve yazdıklarının paylaştıklarının çok daha hızlı yayıldığını keşfettiler. Öyleki bir deprem haberi Google'de son 1 saat çerçevesindeki aramalarda ilk gösterim olarak hep twitteri verdi.
Bu olay Twitterin arama sonuçlarındaki üstünlüğünü öne çıkarttı.Öte yandan Facebook paylaşımlarda beğenme ve ilgi alanlarına göre bir takım filtreler uygularken, Twitter bu filtreleri kullanmadı. Takipçiler kim ise yazılan bir yazı aynı anda tüm takipçilere gönderildi ve retweet özelliği ile hızla yayıldı. Bu olay zamanla Trend Topic (TT) denen kavramı geliştirdi. Yani Twitterde bir paylaşım ne kadar çok kişi tarafından konuşulur ise bu sol taraftaki listede gösterildi. Milyonlarca insanın o an bir konu üzerinde durması bir çok konuyu tetikleyebilir hale geldi. Mesela yeni yapılanm bir zamma insanlar tepki gösterebildiler ve bu konu Türkiye gündemine taşınabildi. Olası bir felakette hızla yardım kampanyaları başlatılabildi.
Hatta yakın bir örnek ile “Güney Afrika’da araba hırsızları tarafından kaçırılan adam kız arkadaşına arabanın plakasını yolladı. Kız arkadaşının Twitter’da yayınladığı mesajla binlerce kişi adamın peşine düştü.” Bunu Facebook ile yapmak daha zor. Çünkü kişiler ile arkadaş olmak gerekli. Ancak Twitterde öyle bir zorunluluk yok paylaşım konusunda. Bu örnek aynı zamanda sosyal medyanın gücünü gösteren bir örnek.


Peki bu sistemleri zaten elinde medya gücü olan yayıncılar kullanırsa ne olur? Bu doğru kullanıldığı taktir de kitleler hızla büyür. İnternet ortamında o program günün en çok konuşulan programı haline gelebilir.

Örneğin Kanal D'de yayınlanan bir açık oturum programı o an Türksat,Karasal ve Digitürk üzerindeki kişilerce denk gelirse izlenir. Ancak programın altında verilen Twitter.Com/program-ismi izleyen kitlelerin bunu internette paylaşabilmesine olanak sağlar. Bu paylaşım beğenilir ise sosyal ağlarda hızla paylaşılır ve bir anda programı izlemeyen bilmeyen yüz binlerce insan televizyon karşısına geçer.
Buda işlenen konunun daha çok kişiye ulaşmasını sağlar.

Peki bu sürece nasıl dahil olmalı?
Öncelikle süreklilik arz eden bir programa Twitter hesabı ve Facebook sayfası açılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus hesapların kişi ismine değil program ismine açılmasıdır.
Ardından gerekli tema ayarları varsa logo sosyal paylaşım hesabının ayarlar kısmından eklenip hesap kullanıma hazır hale getirilir.

Yapılan her programda Tv'ler Kj olarak ve sunucunun belirtmeleri ile sayfalara yönlendirilir. Gazete lerde köşelerin haberlerin kenalarlarına yazılır,radyolarda ise program yapımcısı anons yöntemi ile sosyal ağdaki hesaplarına ulaşılmasını ister.
Bu aşamadan sonra yapılması gereken gelen her türlü olumlu olumsuz eleştiriye cevap verilmesi polemiklere girilmemesi ve olan bitene doğru şekilde dahil olunmasıdır.

Twitter ayarlar kısmından Facebook'a otomatik olarak bağlanabilmektedir.
Aynı anda tüm girişler diğer sosyal ağda gösterilebilir.

Eğer bir web sayfanız varsa o zaman da sitenizin rss/feed özelliği ve twitterfeed.com sitesi sayesinde web sayfanızda yazdığınız her şeyi sosyal ağlarda otomatik olarak paylaşabilirsiniz.

Mert Aliefendioğlu

0 yorum:

Yorum Gönder

Siguiente Anterior Inicio

Haftanın Sözü




Bir Kızılderili der ki; .
Yaşlılar konuşmaya başladığı zaman,
sessiz ol ve dinle!
- (Mohawk Kabilesi)) -