Bilim - Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim - Teknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0

Bilgisayar Dünyasına Yolculuk

Dilimize pelesenk olmuştur.
Sürekli "Teknoloji ilerliyor" der dururuz.
Bu dönem o kadar hızlı bir tüketim süreci haline geldi ki, insanlar aldıkları bir telefonu bir kaç ay kullanıp daha yenisi çıktı diye hemen değiştiriyorlar.

Oysa eskiden öyle miydi?
1980'lerde sizin şuan yüzüne bakmadığınız hatta içine bir harf bile sığdıramadığınız 48K,64K hafızalar o zamanlarda bir oyunu oynatabiliyordu.

İnsanlar o küçücük Dünya'da mutlu olabiliyorlardı.
Aradıkları grafik ise 16 renkti.
Evet 16 renk döneminin HD görüntü kalitesitydi.


Peki o zaman hangi bilgisayarlar vardı?
Hemen Commodore 64 dediniz değil mi? :)
Evet o ta kendisi.


Ben hiç kullanmadım ama kuzenimde vardı. Bir kaç kez dokunmuşluğum vardır :)
Ben Amiga 500 ile başladım bu gizemli Dünyayı keşfetmeye.
Ama önce o efsaneden biraz bahsedelim.
1982 Ağustosunda piyasaya sürüldü emektar.
Fiyatı 595$ dı. Aradan 1 yıl geçti 200$ a düştü. (Ben 82 de almış olsam dava açardım şahsen)
C64 (Commodore 64) piyasadayken bazı rakipleri de vardı elbet.
Atari 8bit 400/800, IBM PC ve Apple II.



Bu çetin ceviz rakipler c64 ile oldukça yakın donanıma sahiptiler.
Özellikle Atari 400 ve 800 donanım bakımından C64'e bayağı benziyordu ama üretimi pahalıydı.
IBM PC ve Apple II ailesinin en yeni ürünleri C64'den daha yüksek çözünürlük modlarına sahiptiler. Fakat kullanıcı dostu renk desteği onlarda zayfıtı. Sonuçta, uygulamada C64'ün 16 renkli grafik ve ses yetenekleri diğerleri geride bıraktı.


Hafıza özelliklerine bakacak olursak 1982/83 yıllarında 4 makine de benzer hafıza konfigürasyonuna sahiptiler. Apple II+ 48K, IBM PC 64K, Atari 800 48K hafızaya sahipti.
IBM PC ve Apple II 1200$'ın üzerinde, Atari 800 ise 900$ civarındaydı. Commodore diğerlerinden farklı olarak hemen her yerde satılıyor, özel monitöre ihtiyaç duymuyor, televizyon bağlantısı ile bile çalışıyordu.
Fiyatı da çok ucuzdu. (Günümüzde bir bilgisayar teknolojisi ucuz ise tercih edilmiyor ama 80 lerde kullanıcı için önemli olan işlevsellikti fiyat değil.)
İşte bu avantajlar onun tahtını yıllarca korumasına sebep oldu.
C64 gelişen teknolojiye ayak uyduramadı.
88'de Dünya çapında 1 buçuk milyon ürün satmıştı.
Commodore, C64’ün disket sürücünü üretmenin C64’ün kendisini üretmekten daha pahalıya mal olduğunu belirtti.
Nisan 1994’de şirket iflas etti.
Gelelim Amiga ailesine.


Benim en eğlendiğim bilgisayar modelidir.
Disket sürücüsü vardı daha ne olsun :)
Şimdi bırakın disketi CD/DVD bile tarih oldu.
Artık floppy sürücüler kullanılmıyor.
Neden? Yavaş, boyutları küçük ve çabuk bozuluyor.
O zaman öyle miydi?
Tabi ki hayır!
O zamanlar bir oyun 4-5 disketin içerisine bölünerek atılır, Amiga'ya sıra ile takılır, o mükemmel makine yarım saati bulan yükleme sendromu ile oyunu oynama hevesinizi kat mı kat artırırdı.


Amiga, 1980'lerin ortasından 1990'ların ortasına kadar Commodore şirketi tarafından üretilmiş ve özellikle ufak boyutlu modelleri olan A500 ve A1200 ile döneminin en popüleri olan kişisel bilgisayar sistemlerinden biri olmuştur.
"Amiga" öszcüğü İspanyolca'da "Kız Arkadaş" anlamına gelir.
Anlamı kadar da doğru bir yol izlemiş herkezin kız arkadaşı olmuştur.
Oyun meraklısı abiler ev ahalisi uyuduktan sonra az mı poker oynamamıştır Amiga'da :)




Amiga aynı zamanda Windows'un gelişme sürecine de katkı sağlamış.
İlk defa Carl Sassenrath tarafından geliştirilen dinamik kütüphaneler (Windows'ta dll olarak bilinirler) Amiga işletim sisteminde kullanılmıştır.
Ben de hayal meyal hatırlıyorum Windows disketleri vardı.
Onlar beyaz oluyorlardı.
Yükleme tamamlandıktan sonra Word gibi programlar çıkıyor yazı yazılabiliyordu.


Bunun dışında Amiga için fare, joystick, yazıcı, renkli ve siyah beyaz monitör gibi çok sayıda donanım üretilmiştir.


Teorik olarak 2 Mb'a kadar RAM destekleyebilmesine rağmen, yeterince büyük modüller üretilmediği için pratikte en fazla 1024 Kb (4x256) belleğe sahip olabilmiştir.

Gelelim günümüze;
Laptoplar çıktığında hepimiz "Vay Be" dememiş miydik?
Nokia 3210'u ürettiğinde antensiz telefon diyerek daha ne olabilir ki dememiş miydik?

Şimdi cep telefonlarında 3G,GPS,MP3,HD,Yüksek Hafıza,3D Teknolojisi,WiFi,Bluetooth,Kızıl Ötesi vs. vs. vs. Bir çok teknoloji var.Laptopların pabucu dama atıldı.
Döneminin pahalı markası Apple bugün hala pahalı.
Ve Iphone inanılmaz satış grafiklerine sahip.
Neden?
Cevap ortada özellik kapasitesi ve gösteriş.
Aynı telefonların siyahı ile beyazı arasında bile fiyat farklı var.
Sanki birinin boyası diğerinden daha değerliymiş gibi.


Gösterişin toplumda bu kadar önemli olması 80'lerden bu yana bilgisayarlar kadar insanlarında nasıl değişime uğradığını gösteriyor.
0

Automaton Dünyasına Yolculuk

Günümüzde teknoloji iyice gelişti.
Bugün çiplere,dijital hafızalara yüklenen yazılımlar ile ileri düzeyde bir çok şeyi yapmak mümkün.
1900 lü yılların başında robot teknolojileri ütopyaydı.
O dönemlerde insanlar bilgisayar ile tam anlamı ile tanışmamışlardı.
Yapılan her icat mutlaka mekanik olmak zorundaydı. Günümüzde ise artık mekanik yerini işlemci denilen beyinlere bıraktı.
Ancak bugünün mühendisleri zannetmeyin ki eskiden yapılan mekanik araçları yapabilirler.
Emin olun hepsi bnu konuda sıfırı çeker.
Mekaniğe verilebilecek en iyi örnek Automaton, Türkçesi Otomatlar..

Otomat, otomatik olarak ardışık veya döngüsel işlemleri gerçekleştirebilen mekanik veya elektro-mekanik düzenektir.
1920 yılında robot kelimesi kullanılmaya başlamadan önce robotlar için de otomat kelimesi kullanılmaktaydı.
Yaygın kullanımı ile otomatlar, kamuya açık alanlarda, örneğin gazete, meşrubat veya bisküvi satışı için kullanılan makinelerdir.
Mesela evinizdeki guguklu saat bir otomattır.
Ancak basit düzeneklerden öte, otomatların karmaşık ve karakter sahibi olanlarıda mevcut.
Yazı yazabilen, resim çizebilen, müzik çalabilen, hatta ev temizliği yapabilen bile var.
Aşağıda sizler için bazı Automatonların videosunu seçtik.


























0

Medya Kuruluşlarında Sosyal Ağ Kullanımı

Çalıştığım şirket için bir rapor hazırlamam gerekti. Bu raporu aynı zamanda sizlerle de paylaşmak istedim. Herkesin bildiği şeyler fakat yinede okumak istersiniz diye düşündüm. Tamamen kendi tecrübelerim ile yazdım her hangi bir araştırma yapmadım. Büyük ihtimalle bazı kavramsal veya tarihsel eksiklikler vardır yorumlar ile düzeltirseniz sevinirim.

MEDYA KURULUŞLARINDA SOSYAL AĞ KULLANIMI

İster yazılı,ister görsel ister işitsel olsun, yayıncılık yapan kuruluşların sosyal medya ağlarını aktif olarak kullanması gerekir. Sosyal medya ağlarını oluşturan platform internettir. Bunun öncesinde yayıncılık yapan şirketler telefon/fax/mektup gibi imkanları kullanmakta idi.

Sosyal medya kavramı son zamanlarda hemen her yerde her kitlenin kullandığı twitter/facebook gibi internet yazılımlarına verilen isimdir.

90'lı yıllarda irc (internet relay chat) ve Microsoft'un MSN uygulamaları ile insanlar E-Posta dışında anlık iletişimler kurabilmeyi keşfettiler. Buna bağlı olarak zaman ile üyelik sistemleri olan forumlar gelişti. Hemen her konuda bu forumlarda paylaşımlar yapıldı.

Gelişen arkadaşlık siteleri sadece çöpçatanlık hizmeti vermekte idi. Bunu genel anlamda bir hayat paylaşımına çeviren sistemn Facebook oldu. (The Social Network filmi süreci ayrıntıları ile ele almıştır.) Facebook amaç olarak fotoğraf,müzik,video gibi uygulamaları paylaşmak adına geliştirilmişti. irc/msn/forum gibi yazılımların birden bire önüne geçti. Çünkü insanlar hızlı bir şekilde aradıklarını bulabiliyor ve bir anda tüm çevreleri ile paylaşabiliyorlardı. Buna bir nevi imkan sağlayan hızla gelişen arama motoru Google'de oldu. Google Youtube servisi ile sosyal paylaşım sitelerine büyük imkanlar sağladı.

Bunlardan faydalanma amacı güden medya şirketleri, basit facebook sayfaları ile platformlarda yer almaya başladılar. Şirket isimleri ile Ya da yayına verilen programların isimleri ile açılan sayfalar fan kitleleri bir araya toplama amacı ile kuruldu.

Bu süreç sadece medya değil bir çok şirket içinde bir alternatif oldu. Çünkü herkes kişisel bir web sayfası açmaktansa sosyal ağlarda sayfa açmanın daha mantıklı ve maliyetsiz olduğunu düşünmeye başladı.
Önceleri bir sosyal paylaşım sitesinin ismini vererek kitle toplamak reklam yapmak gibi görüldü ise de zamanla herkes bu kavrama alıştı.

Facebook'a rakip değil ama en az onun kadar ilginç bir paylaşım yazılımı olan Twitter bundan 7 yıl önce hayata geçti. Türkiye'de dil desteği olmadığı için uzun süre Türk vatandaşı bu sistemi kullanmadı. Ve akıllarda aynı soru vardı Facebook'dan farkı ne ki Twitter'in?
Türkçe dil desteğinin de gelmesi ile insanlar Twitteri denemeye başladılar ve yazdıklarının paylaştıklarının çok daha hızlı yayıldığını keşfettiler. Öyleki bir deprem haberi Google'de son 1 saat çerçevesindeki aramalarda ilk gösterim olarak hep twitteri verdi.
Bu olay Twitterin arama sonuçlarındaki üstünlüğünü öne çıkarttı.Öte yandan Facebook paylaşımlarda beğenme ve ilgi alanlarına göre bir takım filtreler uygularken, Twitter bu filtreleri kullanmadı. Takipçiler kim ise yazılan bir yazı aynı anda tüm takipçilere gönderildi ve retweet özelliği ile hızla yayıldı. Bu olay zamanla Trend Topic (TT) denen kavramı geliştirdi. Yani Twitterde bir paylaşım ne kadar çok kişi tarafından konuşulur ise bu sol taraftaki listede gösterildi. Milyonlarca insanın o an bir konu üzerinde durması bir çok konuyu tetikleyebilir hale geldi. Mesela yeni yapılanm bir zamma insanlar tepki gösterebildiler ve bu konu Türkiye gündemine taşınabildi. Olası bir felakette hızla yardım kampanyaları başlatılabildi.
Hatta yakın bir örnek ile “Güney Afrika’da araba hırsızları tarafından kaçırılan adam kız arkadaşına arabanın plakasını yolladı. Kız arkadaşının Twitter’da yayınladığı mesajla binlerce kişi adamın peşine düştü.” Bunu Facebook ile yapmak daha zor. Çünkü kişiler ile arkadaş olmak gerekli. Ancak Twitterde öyle bir zorunluluk yok paylaşım konusunda. Bu örnek aynı zamanda sosyal medyanın gücünü gösteren bir örnek.


Peki bu sistemleri zaten elinde medya gücü olan yayıncılar kullanırsa ne olur? Bu doğru kullanıldığı taktir de kitleler hızla büyür. İnternet ortamında o program günün en çok konuşulan programı haline gelebilir.

Örneğin Kanal D'de yayınlanan bir açık oturum programı o an Türksat,Karasal ve Digitürk üzerindeki kişilerce denk gelirse izlenir. Ancak programın altında verilen Twitter.Com/program-ismi izleyen kitlelerin bunu internette paylaşabilmesine olanak sağlar. Bu paylaşım beğenilir ise sosyal ağlarda hızla paylaşılır ve bir anda programı izlemeyen bilmeyen yüz binlerce insan televizyon karşısına geçer.
Buda işlenen konunun daha çok kişiye ulaşmasını sağlar.

Peki bu sürece nasıl dahil olmalı?
Öncelikle süreklilik arz eden bir programa Twitter hesabı ve Facebook sayfası açılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus hesapların kişi ismine değil program ismine açılmasıdır.
Ardından gerekli tema ayarları varsa logo sosyal paylaşım hesabının ayarlar kısmından eklenip hesap kullanıma hazır hale getirilir.

Yapılan her programda Tv'ler Kj olarak ve sunucunun belirtmeleri ile sayfalara yönlendirilir. Gazete lerde köşelerin haberlerin kenalarlarına yazılır,radyolarda ise program yapımcısı anons yöntemi ile sosyal ağdaki hesaplarına ulaşılmasını ister.
Bu aşamadan sonra yapılması gereken gelen her türlü olumlu olumsuz eleştiriye cevap verilmesi polemiklere girilmemesi ve olan bitene doğru şekilde dahil olunmasıdır.

Twitter ayarlar kısmından Facebook'a otomatik olarak bağlanabilmektedir.
Aynı anda tüm girişler diğer sosyal ağda gösterilebilir.

Eğer bir web sayfanız varsa o zaman da sitenizin rss/feed özelliği ve twitterfeed.com sitesi sayesinde web sayfanızda yazdığınız her şeyi sosyal ağlarda otomatik olarak paylaşabilirsiniz.

Mert Aliefendioğlu
0

Google'nin Müthiş Gözlüğü

İnternetin vazgeçilmezi Google, alışkanlıkları değiştirecek tasarımlarına bir yenisini daha ekledi.
Dünya devi öyle bir gözlük üretti ki; sabah uyanıp camdan dışarı baktığınızda hava durumunu öğrenebileceksiniz.
Gözlük ses kontrolü ile çalışıyor. Arkadaşınız ile konuşur gibi gözlük ile sohbet ediyor ona istediklerinizi belirtiyorsunuz.

Örneğin "Bugün bana gelen postaları göster"
"Kız arkadaşıma bu akşam 20.00 da buluşacağımızı mail olarak gönder"

Diyelim gözlüğünüz ile dışarı çıktınız;
Hangi yollar açık?
En çabuk nasıl iş yerinize gidebilirsiniz?
Nerede ne var? gibi bir çok sorunun cevabını gözlüğünüzün müthiş zekası sayesinde öğrenebilirsiniz.
Mesela yolda giderken bir afiş gördünüz bu afiş en sevdiğiniz grubun konseri ile ilgili;
Gözlüğünüz hemen not alabiliyor, veya konserin ne zaman nerede olduğunu, saat kaçta olduğunu öğrenip size bildirebiliyor.

Girdiğiniz bir dükkanın reyonlarını aramakla vakit kaybetmiyor, gözlüğünüze öreniğin müzik bölümünü sorup çıkan haritayı takip edebiliyorsunuz.

Beğendiğiniz bir şeyin fotoğrafını çekebiliyor, istediğiniz arkadaşınıza gönderebiliyorsunuz.
Aynı anda müzik dinleyip sesli kontrol ile müziğinizi durdurup değiştirebiliyorsunuz.
Ve en güzel kısmı; gözlüğünüz ile sesli ve görüntülü arama yapabiliyor, baktığınız yerdeki görüntüyü karşı taraf ile paylaşabiliyorsunuz.
Gözlük henüz satışta değil, sadece geleceğin habercisi.
Detaylar bu adreste : http://g.co/projectglass
Gözlüğün ayrıntılı incelemesi de aşağıdaki videoda :)
Anterior Inicio

Haftanın Sözü




Bir Kızılderili der ki; .
Yaşlılar konuşmaya başladığı zaman,
sessiz ol ve dinle!
- (Mohawk Kabilesi)) -